AnasayfaSohbetiletisim

ŞEKER HASTALIĞI HAKKINDA DETAYLI BİLGİ

DİYABET NEDİR ?

Diyabet, vücudumuzda pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi ya da ürettiği insulin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumun da gelişen ve ömür boyu süren bir hastalıktır. Sonuç olarak kişi, yediği besinlerden kana geçen şekeri yani glukozu kullanamaz ve kan şekeri yükselir (hiperglisemi)

Yediğimiz besinlerin özellikle karbonhidrat içeren besinlerin çoğu vücutta enerji için kullanılmak üzere glukoza dönüştürülür. Midenin arka yüzeyinde yerleşik bir organ olan pankreas, kaslarımızın ve diğer dokuların kandan glukozu alıp enerji olarak kullanmalarını sağlayan “insülin” adı verilen bir hormon üretir. Besinlerle kana geçen glukoz, insülin hormonu aracılığı ile hücrelere girer. Hücreler glukozu yakıt olarak kullanır . Eğer glukoz miktarı vücudun yakıt ihtiyacından fazla ise karaçiğerde (şeker deposu=glikojen), yağ dokusunda depolanır.

Diyabeti olmayan bir birey kan şekeri düzeyi açlık halinde 120 mg/dl, tokluk halinde (yemeğe başladıktan iki saat sonra) 140 mg/dl’nin üstüne çıkmaz. Açlıkta veya toklukta ölçülen kan şekeri düzeyinin bu değerlerin üstünde olması diyabetin varlığını gösterir.

Bir kişinin diyabetli olup olmadığı Açlık Kan Şekeri (AKŞ) ölçümü veya Oral Glikoz Tolerans Testi (OGTT) yapılarak saptanır. AKŞ ölçümü 100-125 mg/dl olması gizli şeker (pre-diyabet) sinyalidir. AKŞ ölçüm sonucunun 126 mg/dl veya daha fazla olması diyabetin varlığını gösterir.

OGTT’ de glikozdan zengin sıvı aldıktan 2 saat sonraki kan şekeri değeri önemlidir. İkinci saat kan şekeri ölçümü 140-199 mg/dl ise gizli şeker, 200 mg/dl veya daha yüksek ise diyabet tanısı konulur.

DİYABET ve ŞEKER

Diyabet, diğer adıyla şeker hastalığı, sık görülür ve ciddî sonuçlara yol açar. Pankreasın ürettiği insülinin yetersizliği veya etkisizliğinden kaynaklanır. İnsülin olmayınca, besinlerle aldığımız şeker ve diğer besin unsurları, ihtiyaç duyan hücrelere giremez. Böylelikle, hücreler şekersizlik çekerken, kanda şeker normal değerlerin üstüne çıkar. Kanda şekerin çok artması, zehir etkisi yaratır ve vücudun tüm hücrelerini tahrip eder.

ŞEKER ve İNSÜLİN

Vücut, sürekli olarak kanda bir miktar şekere (glukoza) ihtiyaç duyar. İnsülin kan dolaşımındaki glukozu hücrelere taşımakla görevlidir. İnsülin pankreas tarafından üretilen bir hormondur. Hücrelerdeki glukoz, günlük yaşamımızı devam ettirmeyi sağlayacak enerji kaynağıdır.

ŞEKER HASTALIĞI BELİRTİLERİ

 - Sık sık idrara çıkma
 - Aşırı susama
 - Bulanık görme
 - Halsizlik, bitkinlik
 - Beklenmedik kilo kaybı
 - Acıkma hissidir.
 - Mide bulantısı
 - Kusma
 - Nefes kokusu
 - Sık idrar yolu enfeksiyonu
 - Adetten kesilme
 - Kuru ve kaşıntılı deri
 - Yaraların geç iyileşmesi

TİP 1 DİYABET

Vücudumuzun enerji ihtiyacı, yiyeceklerimizdeki temel besin öğeleri karbonhidrat, protein ve yağlardan sağlanır. Emilebilmek için en küçük parçalarına ayrılan besin öğelerinin en önemlisi “glikoz” adı verilen basit şekerlerdir. Glikoz başta beyin olmak üzere vücudun tüm organlarının önemli bir besin kaynağıdır. Hücreler ihtiyacı olan glikozu, midenin arkasında bulunan pankreas bezinin salgıladığı bir hormon yardımıyla kullanır. İnsülin olarak bilinen bu hormon vücutta yapılamaz ise alınan gıdalar enerji olarak kullanılamayacaktır.

İnsülin hormonlarının eksikliği sonucu ortaya çıkan tip 1 diyabet, sıklıkla çocukluk ve gençlik yaşlarında ortaya çıktığı için “Juvenil diyabet” adını da alır.

Tip 1 diyabet pankreasta bulunan ve insülin üreten beta hücrelerinin otoimmün bir süreç sonunda zedelenmesi ile meydana gelmektedir. Hastalar, mutlak veya göreceli bir insülin yetersizliği olduğundan ömür boyu insülin hormonunu dışardan (enjeksiyon yoluyla) almak zorundandırlar. Bu nedenle Tip 1 diyabet, İnsüline Bağımlı Diyabet (Insulin Dependent Diabetes Mellitus=IDDM) olarak da isimlendirilmektedir. Genel olarak toplumdaki diyabet vakalarının %10′unu tip 1 diyabet vakaları oluşturmaktadır. Çocukluk çağında tip 1 diyabet sıklığı ülkeler (bölgeler) arasında farklılık göstermekte ve her yıl 15 yaş altındaki 100.000 çocuktan 1-42′sinde diyabet gelişmektedir. Tip 1 diyabet genel olarak kuzey ülkelerinde daha sık görülmektedir.

TİP 2 DİYABET

Tip 2 diyabetli kişilerin pankreası insülin üretir fakat etkili olarak kullanamazlar. Tip 2 diyabetin görülme sıklığı daha fazladır, diyabetli kişilerin %90′ı Tip 2 diyabetlidir.

Tip 2 Diyabet genellikle 40 yaşın üzerindeki kişilerde görülen diyabet tipidir. Pankreasın yeterli miktarda insülin salgılayamaması veya salgılanan insülinin yeterli derecede kullanılmaması nedeniyle kan şekerinin yükselmesi durumudur. Bu tip diyabetiklerde rahatsızlık uzun yıllar klinik olarak belirti vermeyebilir. Yaşamın ileriki yıllarında araya giren bir infeksiyon, stres, ameliyat, gebelik ya da fazla kilo alınması zaten azalmış olan beta hücre rezervinin daha da düşmesine neden olarak diyabeti klinik olarak ortaya çıkarabilir.

SORULARLA ŞEKER HASTALIĞI

Ben Şeker Hastasımıyım ?

Günümüzde şeker hastalığına oldukça sık rastlıyoruz. Kaldı ki bu günlerde bir şeker hastalığı salgınından söz ediliyor. O kadar korkmayın, bu o bildiğiniz bulaşıcı hastalık falan değil ama konunun ne boyutlara ulaştığını çok güzel vurgulayan bir yakıştırma. Aramızdaki şeker hastası sayısı belli. Bir o kadar da teşhiş edilmemiş olanlar bulunduğunu düşünürseniz, durumun ciddiyetini görürsünüz. Her hastalıkta olduğu gibi erken teşhisin önemi burada da çok büyük. Durum böyle iken ‘Acaba ben bir şeker hastası mıyım?’diye sormaz mı insan.
Önce bir düşünün. Şöyle eskilere bir dönün. Annenizde, babanızda, onların akrabalarında şeker hastası olan var mıydı? İleri yaşta olanlar anne ve babasının ani ölümlerinin neden olduğunu genellikle bilmiyorlar. Bazıları ise ‘Benim ailemde diabet yok’ deyip cümleyi şöyle sonlandırıyorlar: ‘Babama 75 yaşında ‘şeker hastasısın’ dendi ama diyetle düzeldi, ilaç filan kullanmadı. Onunkisi yaşlılık şekeriydi’ Bazısı da ‘Annemin gizli şekeri var dendi ama şekeri hep normaldi ve hiçbir tedavi görmedi’ diye anlatıyor.
Bütün bu örnekler, anlatan kişiler kondurmak istemese de, ailede şeker hastalığının bulunduğunun bir göstergesi. Ailenizde bu tür örnekler varsa neden bir açlık kan şekerine baktırmıyorsunuz?

Epeyce iştahınız var ama yine de kilo veriyorsunuz veya birkaç gündür bulanık görmeye başladınız. O zaman neden bir açlık kan şekerinize baktırmıyorsunuz?
Kendinizi bildiniz bileli fazla kilolarınız vardı ve bu tonton görünüm sizi sevimli kıldığı için zayıflama ihtiyacı duymuyorsunuz. Şişmanlık, şeker hastalığı riskini artırdığına göre neden bir açlık kan şekerinize baktırmıyorsunuz?
Yaşınız 40′ı geçmiş, yüksek tansiyonunuz var, kandaki yağlar (kolesterol, trigliserid) yüksek ve bununla birlikte kalbinizi besleyen damarlarda daralma olduğunu öğrendiğiniz. Daha ne bekliyorsunuz? ‘Acaba şeker hastalığım var mı?’ diye kendinize ve doktorunuza sorsanıza.
Tosuncuk da denen iri bir bebek dünyaya getirdiyseniz bunun nedeni belki de gebelikte ortaya çıkan şeker hastalığınızdı. Gebelikte veya doğum sonrası araştırılmadıysa neden bir açlık şekerinize baktırmıyorsunuz?

Birkaç yıldır ayaklarınızda uyuşma, karıncalanma veya yanma var. Özellikle de geceleri şiddetleniyor ve sizi uyutmuyor. Öyleyse ne bekliyorsunuz? ‘Acaba şeker hastalığım var mı?’ diye kendinize ve doktorunuza sorsanıza.
Çoğu insan şeker hastasının yaralarının geç iyileştiğini bilir ve kimi zaman da ‘Hayret, yaralarım da çabuk iyileşir. Bu şeker hastalığı da nereden çıktı?’ diye hayıflanır. Durum böyleyse neden bir açlık kan şekerinize baktırmıyorsunuz?
Açlık kan şekerinize ( 8 – 10 saatlik bir açlık dönemi sonrası kahvaltı öncesi kan şekeri düzeyi) baktırdınız ve 110 mg / dl’nin üstünde bulduysanız doktorunuzla bir görüşün isterseniz. Kimbilir belki o ana kadar bilmediğiniz bir şeker hastalığınız vardır.

Şeker Hastalığı İyileşir mi ?

Günümüzde şeker hastalığı tedavisinde bir çok çalışma yapılmaktadır.Ancak modern tıp henüz şeker hastalığına kesin bir çözüm bulamamıştır.İnsülin ve şeker düşürücü haplar, çok ender durumlarda da pankreas nakli şeker tedavisinde uygulanmaktadır.Şeker hastalığının yenmenin en önemli yollarında biri alternatif yani bitkisel tedaviyi denemektir.Doğru formül kullanıldığın şeker hastalığı yenilebilir.Bitkisel tedavi uygulayan bir çok hasta günümüzde şeker hastalığını yenmiştir.Bitkisel tedavi uzun süren bir tedavi yöntemidir.Ancak olumlu sonuçları bilinmektedir.

Yani bitkisel tedavi ile şeker hastalığından kurtulabilirsiniz

Diyette nelere dikkat edilmelidir ?

Diyabette, beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesinin amacı diyabetli bireyin hayatı boyunca uygulayabileceği en ideal beslenme programını oluşturarak kan şekerini normal sınırlar içinde tutmak, hiperglisemi (kan şekeri yüksekliği) ve hipoglisemiyi (kan şekeri düşüklüğü) önlemek, ideal vücut ağırlığını sağlamak ve korumaktır. Bunun için yeterli miktarda ve uygun zamanda yemek yenilmesi, besin çeşitliğinin sağlanması, diyetteki posa içeriğinin arttırılması, basit şekerlerin (toz ve kesmeşeker, bal, tatlı, meyve suyu v.s.) tüketilmemesi önerilir.

GİZLİ ŞEKER

Halk arasında “gizli şeker” olarak isimlendirilen durum, normal glikoz dengesi ile diyabet arasındaki metabolik durumu ifade etmektedir. Normalde açlık plazma şekerinin <110 mg/dl olması gerekmektedir. İşte açlık plazma şekerinin 110 mg./dl üzerinde, fakat <126 mg/dl.altında olması “Bozulmuş Glikoz Toleransı” olarak tanımlanmaktadır. Benzer şekilde “Şeker Yükleme Testi” yapılan kişilerde 2.saatteki plazma glikoz düzeyinin 126 mg./dl veya üzerinde, fakat 200 mg./dl altında olması da “Bozulmuş Glikoz Toleransı” olarak isimlendirilmektedir. Bu durumdaki kişilerin gün boyu kan şekerleri normaldir ve diyabetin klasik bulguları görülmez. Bununla birlikte bu kişiler Tip 2 diyabet için en riskli grupta olduklarından yaşam biçimlerini yeniden düzenlemeleri gereklidir.

Gizli şekerin seyri nasıldır?
- İlk ortaya çıkan bulgu, reaktif hipoglisemi adını verdiğimiz şeker düşme ataklarıdır. En önemli özelliği; açken değil, yemek yedikten sonra hipoglisemi atakları olmasıdır. Buna tokluk hipoglisemileri adını veriyoruz. Bu kişiler sabah uyandıklarında fazla acıkmazlar, genellikle kahvaltı yapmazlar, öğle yemeğini hafif geçiştirirler, ama ilk yemeği yedikten itibaren uyuyuncaya kadar sürekli hipoglisemi atakları olur ve sürekli yemek yerler. Kan şekerinin düşüklüğü, sinirlilik, soğuk terleme, fenalık hissi, bazı kişilerde baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu gibi bulgular görülür. Akşama doğru tatlı krizi, çikolata isteği baş gösterir. Bir grup hastada gece uykudan uyanıp yemek yeme vardır.

Kimler dikkat etmeli ?
- Özellikle 50 yaşın altında ortaya çıkan hipertansiyon, koroner hastalığı, enfarktüste mutlaka gizli şeker aranmalıdır. Toplumda şişmanlıkların genetik olanlar dışında, yaklaşık yüzde 80′inde reaktif hipoglisemi var. Şişmanlığın tedavisi ancak bu metabolik bozukluğu bulduktan sonra yapılıyor. Genellikle hipoglisemide temel sorun açlıktır. Herhangi bir diyet uzmanına, zayıflama merkezlerine gidildiğinde hastalara `hipokalorik’ yani bir anlamda açlık diyeti veriliyor. Hasta dişini sıkıp açlık diyeti uyguluyor ama bıraktıktan sonra verdiği kilodan fazlasını alıyor. Açlığı açlıkla tedavi edemezsiniz.

Gizli şeker nasıl tespit edilir ?
- Şeker hastalığı bulgularını verinceye kadarki 10 – 20 yıllık süreçte hep açlık kan şekeri normal düzeydedir. Toplumda yanlış bir kanı var. ‘Şeker hastalığı olup olmadığını anlamak için açlık şekerini ölçtür’ diye öneriyorlar. Oysa gizli şekerde hiçbir zaman açlık kan şekeriyle teşhis konulmaz. Hastanın glikoz yükleme testi yaptırması gerekir. Bu teste 75 gram glikoz içeren şekerli su verilir. Şekerli suyu içtikten sonra 5 saat kan şekeri izlenir. Ama hastalar bu teste 4 saat ayıramayabilir. Bunun için karışık diyet adını verdiğimiz 75 gramlık karbonhidrat diyeti var. 5 dilim ekmek, 2 kaşık reçel, 2 kesme şeker alınan kahvaltıdan 2 saat sonraki kan şekeri ölçülür.

Hipoglisemi hayatı nasıl etkiler ?
Yaşam kalitesini bozar. İnsan ilişkilerini olumsuz etkiler. İş performansını bozar. Tedavi, uygun bir diyet programı, günde 6-8 öğün, sık sık ama azar azar yiyecek programıyla çözümlenir. 3 öğün düzenli yemek, yemek aralarında kepekli bisküvi, sandviç, uykudan önce de bir bardak süt, birkaç bisküvi olabilir.

 

 

Önemli Not:

  • Dr.Shiffa ürünlerinin üretimi tamamen ŞİFA BİTKİSEL’e aittir
  • Tüm ürünlerimiz Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının iznine bağlıdır.
  • Ürünlerimiz % 100 doğaldır.El değmeden özel tesislerde üretilmiştir
  • Tüm Dr.Shiffa ürünlerinin formülleri uzun süren çalışmalar sonucunda ortaya çıkmıştır ve karışımların tüm hakları ŞİFA BİTKİSEL’e aittir.
  • Ürünlerimizin içeriğindeki bitkiler, toplanıp kapsüllendiği ana kadar ilk günkü tazeliğini koruyacak şekilde muhafaza edilir.
  • Tüm ürünlerimizin insan sağlığı açısından en ufak bir yan etkisi yoktur.
  • Bitki karışımlarımız % 100 bitkisel kapsüllere konulmaktadır.ŞİFA BİTKİSEL sizlerin sağlığına önem verir.

 

 

 

 

 

DİKKAT !!!

Piyasada Bitkisel adı altında satılan kapsüllerin % 90 ‘ ı BİTKİSEL DEĞİLDİR.Bitkilerin dolumlarının yapıldığı kapsüller çoğunlukla maliyet düşürmek amacıyla hayvansal (domuz-sığır) jelatin kapsüllere konulmaktadır.Şifa Bitkisel Ürettiği Dr.Shiffa Ürünlerinin Tamamı % 100 bitkisel kapsüllere konulmaktadır.Şifa Bitkisel, üretici olarak sizlerin sağlığına ve hassasiyetlerine önem gösterir.Kendi sağlığınız için alışveriş yaptığınız firmalara lütfen önem gösteriniz.Sabit adresi, telefonu, vergi numarası ve uzmanları olmayan firmalara itibar etmeyiniz.

Ürün Teslimat Bilgileri
1.Şifa Bitkisel Türkiye’nin en büyük ve en güvenilir bitkisel ürün alışveriş mağazasıdır.
2.Sitemizde bulunan tüm ürünler bakanlık onaylıdır.
3.Siparişinizi teslim aldığınız ana kadar bizim güvencemizdedir.
4.Kapıda kredi kartı, kapıda nakit ödeme, sitemizden kredi kartıyla online ödeme yada banka havalesiyle ödeme yapabilirsiniz.
5.Sitemizden alışveriş yapmak için üye olmaya gerek yoktur.Üyelerimiz siperişlerini online olarak takip edebilir ve Şifa Bitkisel’in kampanyalarından yararlanabilir.
6.Siparişinizle ilgili her türlü soruyu 0 224 452 65 66 yada 0 554 965 33 99 nolu telefonu arayarak sorabilirsiniz.
7.Aldığınız tüm ürünlerde kullanım bilgileri detaylı olarak gönderilir.
8.Siparişleriniz aynı gün kargoya teslim edilir.2 iş günü içerisinde elinize ulaşır.
9.Online destek hattımızdan 24 saat yararlanabilirsiniz.

Uyarı ;

Hamile ve emziren bayanlar, küçük çocuklar ve bebeklerde kullanılması önerilmez. Ürünümüz G16-2788 izin numarası ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığının izniyle üretilmiştir. İlaç değil bitkisel gıda takviyesidir. %100 bitkisel olması sebebiyle reçete ile satılmaz.

Yan Etkileri ;

Ürün kullanımı esnasında, baş ağrısı, mide bulantısı, ishal gibi belirtiler olması durumunda, mutlaka sağlık danışmanınızla görüşünüz.

Tarih: 15 Eylül 2011
Yazar: admin
Kategori: Saglik

Sizde Yorum Yapın

Son eklenen Konular
  • Edirne Diye Küçükçekmece’ye Bıraktılar
  • 3 BDP’li Belediye Başkanı Tutuklandı
  • İsrail’den Süpriz Adım
  • “Operasyonları Bir Şartla Bitiririz”
  • Türkiye’nin Heron Mecburiyeti Bitti
  • Dr. Öz’den şok elma suyu uyarısı
  • Sertleşme sorunundan korkmayın
  • Benzer Yazılar
    Dr. Öz’den şok elma suyu uyarısı Dr. Öz’den şok elma suyu uyarısı Sertleşme sorunundan korkmayın Sertleşme sorunundan korkmayın Hürriyet’i Takip EtHIV devre dışı bırakıldı Hürriyet’i Takip EtHIV devre dışı bırakıldı Şizofreni ve epilepsi arasında ilişki bulundu Şizofreni ve epilepsi arasında ilişki bulundu Diyabetlilere kötü haber Diyabetlilere kötü haber İlaç değil terapi daha etkin İlaç değil terapi daha etkin ŞEKER HASTALIĞI HAKKINDA DETAYLI BİLGİ ŞEKER HASTALIĞI HAKKINDA DETAYLI BİLGİ
    Çok Yorum Alan Konular
  • Elvan Günaydın - Gidiyorum Aşkım 2O11 » 31 yorum aldı.
  • İnmemiş Testis » 1 yorum aldı.
  • Erzurum Haber
    Strauss-Kahn davası yunanlıların istannbulu işgal planı dolar Askere saldırı Strauss-Kahn davası düştü yunanlılar sızıntı rekor Strauss-Kahn istanbul dolar dun rekor kıırdı